El Kitabı Terimler Sözlüğü

İçerik sayfasına geri dön

Boykot

Sosyal, ekonomik veya politik işbirliğini red

Burn-out

Aşırı yüklenmeden dolayı hissedilen yetersizlik ve enerji yoksunluğu. Motivasyonsuzluk, güçsüzlük. Yanma.

Çatışkı çözümlemesi

Karşıt perspektiftekilerin, hikayelerin veya deneyimlerin birlikte yürüyebileceği yolu arama ve hiçbir tarafın hak ihlali yaşamayacağı bir yanıt bulmak. Türkçede çatışkı kavramı çatışma ile karıştırılıyor. Fakat iki kavram arasında ciddi ayrışmalar vardır. Çatışkı şiddetsiz bir kavram olup çözümlenmesi (çözüm değil) sürecinde amaç uzlaşmaya varmak değil, tarafların birlikte bir arada durabileceği yolu bulmaktır. Çünkü uzlaşmada bir taraf taviz vermek durumunda kalır ve bu adaletsiz bir yaklaşımdır.

Doğrudan eylem

Bireylerin veya grupların, birilerinin onların adına bir değişim yaratmasını talep etmelerinden ziyade bu değişim için aktif rol aldıkları her türlü eylemdir. Nükleer yanlısı bir kilise vaazını bölme bir doğrudan eylem olabilir; vaazı veren papaz hakkında şikayette bulunmak ise doğrudan eylem değildir. Lakin yine de konunun gündeme getirilmesine yardımcı olabilir.

Geri Bildirim

Bir eylemden veya antrenman deneyiminden sonra grup üyelerinin deneyimlerini, hislerini ve öğrendikleri şeyleri ve bunların gelecekte naısl kullanılabileceğini paylaştığı süreç.

Güç

Dünya üzerinde bir etki yaratma becerisi olarak tanımlanabilir. Farklı biçimlerde görülebilir:
ile güç: birlikte hareket insanlarda gelen güç. Birey olarak güçsüz olabilirler ama biraraya geldiklerinde çok büyük bir güç ortaya çıkar.

  • Karşı güç: sağlam bir içsel inanç, gerekli bilgi, yetenek, yatırım ortaklığı veya diğerlerinden görülen destek, harici kaynakları kullanma yetkisi (ör: para, araçlar vb.)nden sağlanan güç
  • üzerinde güç: bir kişinin iradesinin veya bir grubun üstün gelmesinde kullanılan baskınlık gücü

İngilizce'de 'power' olarak tanımlanan bu kavram için Türkçe'de ayrı bir kelime bulunmamaktadır. Çünkü Türkçe'deki 'güç' kelimesi ingilizcedeki fiziksel gücün tanımlandığı 'force' için de kullanılmaktadır.

Güçlenme

Kişilerin kendi hayatları üzerinde daha çok kontrol sahibi olmalarını destekleme. Güçlenme, yetenek geliştirme (veya sahip olunan yetenek ve bilgileri kullanma), kendine güvenin arttırılmasıın içerebilir. İngilizcesi 'Empowerment' olan bu kavramın tam bir türkçe karşılığı bulunmamaktadır. Güçlenme, güçlendirme olarak çevrilmiştir.

İlgi grubu

5 ila 15 kişiden oluşan otonom gruplar. Grup üyelerinin birbirleriyle bir bağı olmalıdır. Bu bağa ek olarak birbirlerinin zayıflıklarını ve güçlü taraflarını paylaşmalı ve şiddetsiz kampanya eylemine katıldıklarında ya da katılacaklarında birbirlerini desteklemelilerdir. Bu grup eylem hakkındaki kararları birlikte alır.

İnsan Hakları

Her insanın yaşam, özgürlük ve güvenlik haklarını Uluslar arası anlaşmalar ve hukuka dayanarak garanti altına alınmasıın sağlayan yasal haklardır.

İnsanların Gücü

Seferber olmuş bir toplumun güç kapasitesi ve kurumlarının şiddetsiz mücadele biçimlerini kullanması. Terim, 1986'daki Filipin ayaklanması zamanında özellikle kullanıldı.

Kampanya

Belirlenmiş ve tanımlanmış amaçlara belli bir zaman dilimi zarfında ulaşmak için yapılan etkinlikler ve eylemler dizisi. Ortak bir anlayışı ve vizyonu paylaşan bir grup insan tarafından hedeflerin saptanarak katılımcıları güçlendirecek araştırma, eğitim ve antrenmanların yapılmasıyla başlatılır.

Kolaylaştırma

Toplantıların iyi işlemesini sağlamak, iyi bir konsensusa ulaştırmak, bir grup insanın ortak paydalarını bulmalarına yardımcı olmak ve hedeflerine ulaşmalarında onlara yardımcı olmak gibi rolleri olan bir insanın (kolaylaştırıcının) çeşitli grup süreçlerindeki eylemini tanımlar. Kolaylaştırıcı kendi fikirlerini, bu rolün yetkisini kullanarak empoze edemez.

Konsensus karar alma

Bir karar alma süreci. Herkesin fikrinin dikkate alınarak bir öneriye ulaşma sürecidir. Dinlemeye, saygıya ve herkesin kaıtlımına dayanır. Genellikle iki temel fikir arasında güç çekişmesine neden olan çoğunluğun karar verme yönteminden tamamen farklı bir yöntemdir.

Pasifizm

çekişme yaratan veya avantaj kazandıran şiddet veya savaşa karşı olmak. Pasifizm, geniş bir yelpazeyi kapsar; Uluslar arası çekişmelerin barışçıl bir şekilde çözülebileceğine inanıştan ordu ve svaş kurumlarının kaldırılmasına çağrıya kadar. Devlet güçleriyle getirilen bütün sosyal örgütlere karşı olmak (anarşist veya özgürlükçü pasifizm); sosyal, ekonomik, politik hedeflerin kazanılmasında fiziksel şiddetin kullanımının reddi; sadece barış için mutlak zorunlu olduğu durumlar hariç güç kullanımının kınanması (pasifizm); kendini ve başkalarını savunma dahil her türlü koşul altında şiddet kullanımına karşı olmak bu görüşlerden en çok bilinenleridir.

Sivil İtaatsizlik

Devletin veya işgal gücünün belirli yasalarına, taleplerine veya emirlerine şiddet kullanmadan aktif karşı çıkıştır. Şiddetsiz direnişin ilk taktiklerinden biridir.

Sosyal hareketler

Bir tür grup eylemi. Büyük, bireylerin informal biçimde biraraya gelerek oluşturduğu grupların ve/veya örgütlerin belli bir politik veya sosyal mevzuya odaklanmaları. Başka bir deyişle bir sosyal değişimi yaratma, durdurma veya bu değişime direnme.

Strateji ve taktik

Bu kavramlar genellikle birbirleriyle karıştırılır. Taktiklerin temel anlamı bir hedefi kazanmaktır, strateji ise bir çok karmaşık operasyonun, etkinliğin ve tatktiksel çıkarımları sağlayan karar almanın bulunduğu genel kampanya planıdır. Strateji uzun vadeli bir eylem planıdır ve bu plan belli bir amaca ulaşmak için hatta 'kazanmak' için tasarlanır.

Şiddet

Acı çektirmek veya fiziksel acı çektirme, ölüm ile tehdit etme. Bütün davranışlar 'şiddet' ya da 'şiddetsiz'diye sınıflandırılamaz; bu iki uç arasında 'mülke zarar verme' gibi bazı kategoriler bulunur. Şiddetsiz olan bir gösteri veya direniş hareketi hakkında yapılan yayınlarda bu ayrımı tanımlamaya dikkat göstermek gerekir, örneğin küçük bir grubun (disiplinsiz olabilirler ya da politik gerekçelerle yıkıcı olabilirler ya da ajan pravakotör olabilirler) kullandığı şiddetin yerinin ne olduğunu tanımlamada dikkatli olmak gerekir. Buna benzer olarak şiddetsiz disiplinini koruyan bir gösteri, polisin veya askeri birliklerin şiddetli saldırıları yüzünden 'şiddetli' olarak tanımlanmamalıdır.

Şiddetsizlik

1- Şiddetin hakim olduğu koşullar altında bulunan insanların davranışları, 2- (hem fiziksel hem yapısal) şiddetin, çeşitli inanç sistemleri doğrultusunda ilke olarak reddedilmesi anlamına gelir. Kavram, karışıklığa ve anlam bulanıklığına yol açmaması için çok kullanılmaz, bunun yerine şiddetsiz eylem, şiddetsiz direniş ve şiddetsiz mücadele kavramları kullanılır. Kavramın Türkiye'de ilk kullanımı 'şiddetten arınmışlık' oldu. Lakin arınma kavramının doğurduğu güçlü anlam nedeniyle Türkçe'deki anlayış, kavramın politik olarak kabul görmesini zorlaştırdığı için günümüzde 'şiddetsizlik' kavramı tercih edilmektedir.

Şiddetsiz direniş

Şiddetsiz direniş; bir eylem, politik uygulama, hükümet yaptırımlarına bir kişi ya da grup olarak uygulamaya karşı çıkışı göstermek için en çok kullanılan işbirliğini reddi tanımlar. Şiddetsiz eylem ve şiddetsiz direniş kavramları daha geniş anlamlarıyla ele alındığında ise eylemlerin şiddetsiz tekniklerini ve bir şiddetsiz grubun inisiyatif alarak yaptığı müdahele eylemini (oturma eylemi gibi) ifade eder.

Şiddetsiz eylem

Şiddeti sonlandırmayı dileyen eylem – fiziksel şiddet ve mahrum bırakma, sosyal dışlama veya baskı olarak tanımlanan 'yapısal şiddetin' daha fazla şiddet kullanmadan değiştirmek için yapılan eylemler. Pasif boyun eğmeye ve şiddete alternatiftir. Şiddetsiz eylemlerde kullanılan teknikler çeşitlidir ve temel olarak üç gruba bölünebilir: şiddetsiz protesto ve ikna, işbirliğini red, şiddetsiz müdahele

Toplumsal Cinsiyet

Toplumsal cinsiyet; rollerin, inanç sistemlerinin, davranışların, imajların, değerlerin ve kadın-erkekten beklenenlerin yapılandırıldığı bir sosyal düzenlemedir. Güç ilişkilerine doğrudan etkisi vardır ve bu sadece kadın-erkek arasındaki değil gruplar arasındaki güç ilişkilerine de etki eder. Bir çok sosyal problemin kaynağıdır.

Yapıcı Program

Eskinin kabukları üzerine yeni bir toplum inşa etmek. Robert Burrowes şöyle açıklıyor: “Birey için yapıcı program, kişisek kimliğin gelişmesi, kendine inanç ve korkusuzluk ile gelen artan güçtür. Toplum için ise yeni bir dizi politik, sosyal, ekonomik ilişkilerin yaratılmasıdır. Politik devrimlerin olduğu yerlerde toplum, kişisel kararlılığa uygulamaya örgütlü değildi ve bu yüzden yeni bir toplum yaratmak çok zordu, sonuç olarak ise güç kullanan yeni bir diktatörlüğün doğuşu kaçınılmaz oldu.